istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Nisan 2012 Cuma

Kahvaltı - Moda Teras

Geçtiğimiz hafta, pazar günü, Moda Teras'ta brunch'a gitmiştik; ancak vakit bulup yazamadım.
Kısmet bu haftayaymış :)
Moda Teras'ta brunch saat 10:30'da başlıyor. Ben ve erken uyanan arkadaşlarımız için biraz geç bir saat; kurt gibi acıkmış olarak mekana vardık.  Durum böyle olunca, brunch dediğinizde uzun uzun oturulur, yavaş yavaş her şeyden yenir vs ama, biz yiyeceklere saldırdık ve saat 11:00 gibi tamamen doymuştuk :D:D
Gelelim yiyeceklere ve diğer detaylara :
yemek büfesi çok büyük, insanın gözünü korkutuyor resmen. Ama tabağı elinize alıp ne alsam diye baktığınızda, biraz hayal kırıklığı olmuyor değil .
Soğuk büfesinin bir kısmı, elde kalan yiyecekleri eritmek/azaltmak için yemekhanede yapılan karışık salatalara benziyordu. Zaten çok fazla bir şey almadım, sadece füme somon güzeldi, onu söyleyebilirim.
Zeytin çeşidi çok fazla olmamakla birlikte lezzetli sayılır; peynir reçellerde de çeşit çok fazla sayılmazdı; lezzet açısından da ortalamaydılar.
Sıcak büfesi de aynı şekilde; börek ve yumurta çeşitleri vardı.
Genel olarak baktığımda, aç kaldım diyemem; oldukça doyarak sofradan kalktım; ancak klasik bir bol çeşit, ortalama kalite ve lezzet açık büfesiydi.
Filtre kahve diye granül kahveden yapmış oldukları bir kazan kahve koymuşlar, tadı çok kötüydü. Benim gibi çay içemeyen birisi için felaket bir durum. Mangerie'deki pahalı kahveleri bile aradım .
Ayrıca, Türk kahvesi ve taze sıkılmış meyve suları da paralıydı; ki 46 TL ödediğim bir açık büfe için akıl alır gibi değil bence. Lezzet konusunda kalbinizi fethetmeyen; ancak güzel bir manzara karşısında karnınızı güzelce doyurduğunuz, herşeyden bol bol bulunan bir kahvaltıysa istediğiniz, burası güzel bir yer.
Aynı klasman ve fiyat aralığındaki Lacivert'in lezzet ve özellikle yöresel yiyecekler anlamında birkça adım önde olduğunu ve her zaman birinci tercihim olacağını söyleyebilirim; ancak ulaşım sorunu da ayrı bir kriter olduğundan, şehre yakınlığı açısından Moda Teras'ı da tercih edenler olabilir.
Bu arada güzel bir fotoğraf koymak istedim; ama kahvaltı ettiğimiz kısım açısından gerçeği yansıtan bir fotoğraf bulamadım ne yazık ki :( Tüm moda Teras fotoğrafları düğün için ayrılan akşamlardan ya da kısımlardan olduğundan, en azından gerçeği yansıtmayan bir fotoğraf koymak istemedim. Hiçbirisi benim kahvaltı ettiğim yere benzemiyor çünkü :P

29 Şubat 2012 Çarşamba

Kahvaltı-5.Kat

Merhabalar efenim, yine bir kahvaltı yazımızda hep birlikteyiz :)
Şimdi siz 5. Kat ile ilgili bir yazı bekliyorsunuz, biliyorum, o zaten birazdan gelecek; ancak ilk kısım ilginç.
Pazar günü, 2 hafta öncede büyük bir hevesle (yeri ve manzarası itibariyle heveslendiğimiz) kuponlarımızı alıp rezervasyonumuzu yaptırdığımız Garden 74'e kahvaltıya gittik.
Önce zaten ufak bir rezervasyon krizi yaşandı, 3 kupon kodu göndermişim, rezervasyon 2 kişilik. Diyorum, 3 tane kod gönderdim, ama sonra arayıp iptal ettiniz diyorlar.
Neyse, sinirlenmedim, girdik içeriye oturduk ama, ilk izlenim korkunç. Böyle güzel boğaz manzaralı, nezih bir mahalledeki mekandan içeriye adımınızı atıyorsunuz, biz geldik kantin.
Masalar yemekhane kıvamında yan yana uzun uzun tren gibi dizilmişler. 1 tane büyükçe masada, kesilmiş simit, poğaça, domates, salatalık, biraz peynir, biraz zeytin....
Bu mudur kahvaltı, manzara deseniz, 2 hafta önce rezervasyon yaptırmamıza rağmen, mutfak kapısının önünde bir yerlerde oturuyoruz :(
http://www.5kat.com/
Baktık olacak gibi değil, daha önce de gittiğimiz, Cihangir'deki 5. Kat'a gidelim dedik. Hemen aradık, rezervasyon yaptırdık ve atlayıp Taksim'e gittik.
Hava da güzeldi, Elektrik idaresinin oralarda bir kapalı otoparka arabamızı park edip, Taksim İlk Yardım'ın önünden Cihangir'e, 5. Kat'a yürüdük.
Ve gerçekten de pişman olmadık.
Manzara deseniz, manzara; yiyecekler çok güzel.
Çeşit çeşit börekler, krepler, omletler, değişik peynirler, zeytinyağlı sarma kalem gibiydi, üstelik yaprağı da incecik, ağızda eriyor.
Hatta tazecik pişi bile vardı, birazını beyaz peynir, birazını da bal reçelle yedik.
Herşeyin tadına bakamadım bile, fazla geldi.
Servis çok güzeldi, garsonlar çok ilgiliydiler. Hata pek çok kahvaltı veren mekanın aksine, granül kahve değil, filtre kahve vardı, ki çay içmeyen ben, bu duruma çok mutlu oldum, birkaç tane içmişimdir.
Mabeyin ya da Lacivert kadar pahalı değil, ayrıca havalar güzelleştiğinde, teras da açılıyor,  aynı kahvaltıyı, çok güzel bir manzara eşliğinde, açık havada yapabiliyorsunuz.
Artık bu kahvaltılara puan falan vermem gerekecek sanırım, ama genel anlamda yorumum, "daha önce de gittim, yine giderim de". :)

13 Şubat 2012 Pazartesi

Kahvaltı-Mabeyin

Çok geç saatlerde gitmedik, ama elbette ki ben uyanalı 2-3 saat olmuştu ve acıktığımdan dolayı gitmeden biraz birşeyler atıştırmıştım :)

Bu seferde kahvaltı için Mabeyin'deydik.
Ancak, bu yaptığıma çok pişman oldum. Çünkü, herşey gerçekten çok güzeldi ve ne kadar çok yemiş olursam olayım, yiyemediğim ve aklımda kalanlar oldu :)
Mabeyin'de kahvaltı için söyleyebileceklerim :

  • Öncelikle açık büfe kısmı, bazı diğer yerlere göre gözünüze yeterince zengin görünmeyebilir, ama aslında peynir zeytin çeşitleri güzel, reçeller çeşitli, kızartmalar, közlenmiş patlıcanlar, mücverler. Ama bunlara kendinizi çok kaptırmayın. Mümkün olduğunca az alın :)
  • Kahvaltıya mümkün olduğunca kalabalık gidin. Çünkü kahvaltının en güzel kısmı, masanıza servis edilen yöresel yiyecekler. hepsinden yemek istiyorsunuz, ancak bizim gibi iki kişi gidip açık büfeden de tabakları doldurunca, yöresel lezzetlerin 1-2 sinin tadına bakabiliyorsunuz, onların da hepsini yiyemiyorsunuz, yazık günah oluyor:)
  • Yöresel lezzetlerden  kaymak batırma ve katmer yiyebildik, her ikisi de çok başarılıydı. Ancak beyran, nohut dürüm v.b. lezzetleri çok merak ediyorum, başka bir sefer gittiğimde mutlaka deneyeceğim. 
  • Garsonlar çok ilgili, her konuda çok yardımcı ve sürekli size birşeyler yedirmeye çalışıyorlar :) 2 yıl önce ilk gidişimizde, açık büfeden birşeyler yemiştik sadece ve yöresel lezzetlerden hiç seçmemiştik. Kahvaltının sonuna doğru başgarson yanımıza gelip, sert bir ses tonuyla  "Hiçbirşey yemediniz doğru düzgün, sonra bir de Mabeyin'de kahvaltı ettik diyeceksiniz. şimdi size katmer yaptırıyorum, hepsi bitecek, ona göre" deyip gitmişti :) Önce neye uğradığımızı şaşırmış, sonra da bir süre gülme krizine girmiştik:)

Memnun kaldığımı söyleyebilirim. Lacivert'in benzer "yöresel" temalı kahvaltısından çok daha güzeldi. Çeşit sayısı az olmakla birlikte, daha butik, daha özenli bir kahvaltıyı daha ucuza ettik. Servisin güzel olması ve daha lezzetli bir Türk kahvesi de, kahvaltımızı taçlandırmış oldu :) Tavsiye ediyorum, sık gidemeyebilirsiniz, ama en azından deneyin.
Sonuç itibariyle, ucuz bir kahvaltı olmadığı kesin olmakla birlikte, Mabeyin'de kahvaltı hem gözünüzü hem karnınızı doyuruyor; hem de oldukça kaliteli ürünler ve özenli yiyeceklerle. Yöresel lezzetler de cabası. 

8 Ağustos 2011 Pazartesi

Lacivert - Brunch -- Bir kahvaltı incelemesi daha

Merhabalar efenim, bir süre aradan sonra yine karşınızdayım.
Geçtiğimiz hafta Lacivert'e brunch'a gittik; görüşlerimi ve tecrübemi sizlerle paylaşmak isterim.
Bilmeyenler için, Lacivert, tam da FSM köprüsü'nün ayağının altında, Anadolu Yakası'nda bulunan, denizin tam kenarında, muhteşem boğaz manzaralı bir restoran.
Hem konum hem de yemekler sebebiyle odukça da tuzlu bir yer :)
Akşam yemeğine gitmek kısmet olmadı, ancak 2. kez kahvaltıya gittim.
Deneyimlerimi paylaşmam gerekirse :
Herşeyden evvel büfe saat 11:00'da başlıyor, benim biyolojik saatime göre biraz geç. Gitmeden önce sabah erken saatlerde, uyanınca, birşeyler atıştırmak zorunda kaldım.

11 gibi mekana vardığımızda büfe yeni açılmıştı ve sıra vardı. Oldukça aç olduğumuzdan, hemen sıraya girdik. çeşit anlamında çok başarılı olduğunu söyleyebilirim; hatta gittiğim açık büfe kahvaltılar içerisinde en çok çeşidi olan yer.

Peynir çeşitleri çok başarılı, aynı şekilde kuru meyve  ve reçel çeşitleri de. (kuru erik ya da kayısıdan duta kadar pek çok çeşit kuru meyve, domatesten patlıcana pek çok çeşit reçel mevcut)
Arada yöresel bazı yemekler/tatlılar da var.
Açıkçası oldukça yedim; genel olarak da güzeldi.
Ancak, börek v.b. çeşitlerinin biraz daha fazla olmasını umardım; onun yerine bol bl yumurtalı ekmek vardı, ki onu da çok severim.

Manzara, yemek çeşitleri çok güzel olmakla birlikte, açık büfe olmayan içeceklerde problem olduğunu düşünüyorum.
Çay kötüydü, herkes çay yerine kendisini meyve sularına şerbetlere vs verdi :)
Kahvaltının üstüne içtiğimiz türk kahvesi, hayatım boyunca içtiğim en kötü değilse de en kötü kahvelerden birisiydi.
Üstelik kahve siparişini verdikten 15 dk sonra aslında siparişlerin alınmadğının farkına varıp, tekrar sipariş vermek zorunda kaldık.
Aslında, çay, kahve v.b. dışında garsonlar oldukça ilgili ve çalışkandı.

Kısaca, kabalık olduğu için servisteki hatalar kabul edilebilir demek isterdim, ama açık büfe yemek/kahvaltı veren bir yerde bunların olmaması gerekir.
Yöresel tatların daha öne çıktığı, daha iyi bir servisin olduğu bir kahvaltı beklentim yerine gelmiş olmasa da; hava ve manzara çok güzeld; keyifli bir kahvaltı edip, tıka basa doyduk.
Sadece fiyat/performans anlamında düşününce, muhteşem bir kahvaltıydı diyemiyorum. Çünkü 50 TL İstanbul Boğazı'ndaki bir yer için bile pahalı aslında :)